10 Kasım 2009 Salı


from http://culturepopped.blogspot.com/

09 Kasım 2009 Pazartesi

dolmacılık

somaliyi doyuracak kadar çok dolmayı 1 saat içinde doldurup ateşe verdim.
1 hafta daha dolma yiyeceğim.

midem perişan.

08 Kasım 2009 Pazar

veryansın ve uygar bir bireyin vücudu ele alış biçimi

arkadaşlar, göbekteki kası kim ne yapsın? (göbek?) soruyorum! en çok ilişki içinde olduğu, akla düşürdüğü konu olan afedersin sekste bile bir enstrümandan öteye gitmeyen bu uzvumuzla erkeğin imtihanı yetmedi mi?!

evet, hem entel, hem de kaslı bir erkek bulmakta yaşanılan zorluğu anlıyorum ama meseleyi göbekle sınırlamazsak, bu derdinize derman olabileceğime inanıyorum. kollarımdan biri gerçekten de yapılı, diğeri ise doğrusu biraz daha antreman istiyor. göğüs kafesi hakkında ise en azından umut kırıcı olmayan bir yapıdayım. telefonla arayın beni. bir telefonla kafanızdayım.

fakat şuna hak veriyorum. hem göbekli, hem entel gibi ama kafası karışık ve komik olmayan biri, bir de kemik gözlük ya da bilgiç bir tavırla birleşmesin! işte olmayacak formül budur. yoksa mark dostumun paketlere değil lafım. ama paketin karşıtı da gözlük + bazısı göbek + entel yahudi görünümü olmamalı... nerd de değil böyle töbestafurullah başka bi şey gibisine tahammül kalmadı.

3F*6 Form Focus Fitness


mark wahlberg
the marky mark workout!
http://tofuttibreak.tumblr.com/post/176563210
"..Çapari gören palamutçasına dumursun kasalara istif olup
satışa konursun.."

bu avatar

bu son avatar inanılmaz değil mi?
bir süre kalsa
sonrasında
jane "campion"
piano koysak (boğulsak)
anamız ağlasa
dertlere doysak

07 Kasım 2009 Cumartesi

2*6

http://www.sonsuzservet.com/


part time bay buraya!
5 yıllık deneyim de aramıyoruz!

six packlere gel 1


ilk adayım yüzsüz. kişiliksiz de olduğu için anlaşılması kolay. a go.
ama aslında amacımız "ultimate six pack"i bulmak. çünkü bir arkadaşımız büyük konuştu. büyük büyük.... çok büyük....!!!!!

05 Kasım 2009 Perşembe

tanrı hesap sorsun benim için sana













soner arıca, ne üzücü bi insansın.
şarkılarınla değil, tipinle bunu yapıyorsun.
bakınca üzülüyorum.
sersefil bi halin var.
o saçlar ne allaam, tövbeler tövbesi.
tel tel, her zaman, her türlü bakımsızsın.
insanın güvenmek istemeyeceği türden bir zayıflığın var.
sana güvenmiyorum soner arıca.
şarkıların da zaten hep sıkıcı.
saçların gibi dalgalı, saçların gibi olmamış şarkıların.
yine de ömrümün nerden baksan 25 dakikasını yemişsindir.

3 hafta kaç gün eder?

yalnızlık zor?


sokaklar çıkmaz.

aslında..


meğermaskeninaltındakimistersenovarmış

samırın 500 günü


her erkek bazlı romantik komedi "high fidelity" olucak diye bi şey yokmuş. bu filmde bunu gördüm. tamam yine pek şirin şeylerle dolu ama sık sık yumluk ısırtan bir anlatımı var. inanılmaz ama resmen yavaş bir kurgu. tüm göndermeleri de ortaya saçılmış, adeta yığılmış gibi. yine de nefret etmedim. fakat beni zooey deschanel'den soğutmaya çalışan filmlere karşı olduğum için bu filmi de savunacak değilim. ayrıca joseph gordon-levitt, gözümde çocuk suratından uzaklaşamıyor. third rock from the sun'daki bebeden öteye gidemiyor. yine de perişan bir karaktere hayat verdiğinden bağrımıza basıyoruz... soundtrack'i fena değil ama too much regina spektor! tırmıkla dürtülmüş gibi bi müziği olan kadın benim "ne ölüme, ne ölüne" listemdekilerden maalesef... the smiths, tabii ki yerim.

04 Kasım 2009 Çarşamba

Shmuggle




























Amerikalıların meşhur Snuggie'sinin Alman çakması mıdır bilemedim Shmuggle memleketimize teşrif etmiş.. Şahane tanıtım videosu ve "Deliler gibi ısınacaksınız!" olan harkulade sloganını bir kenara bırakırsak; bordosu varsa hepimiz alalım, evin içinde vatikandan çıkma gibi dolanalım dedirtiyor insana..

Videoda kullanılan karakterler ve yaratılan ortamlar da cabası..

03 Kasım 2009 Salı

balıkçıl

neyse aradan zaman geçer.
ailesini meşhur bir balıkçıya götürür ve karşı masa, sonunda öğrenmesi gerekenden daha çok şey öğrenir onun hakkında.
nedense tüm restoran, tvye çıkmış çıkabilecek herkesle doludur.
fonda önce "buruk acı" çalar, sonra birsen tezer yorumu ile "çığlık çığlığa" sonra sadece birsen tezer.
masada hikaye çarpılır çarpılır.. uzaktan sesler biribirine karışırken "yeni evlendiği ve inanılmaz kıskandığı japon sevgilisinin peşine 'ajan' takması gerektiği" duyulmaya başlar. Ajanlı ve eski sevgililerinin kim olduğunu öğrenme çabalı kısımda bir transandantal mediye kaçış olacaktır ki, dünyanın en güzel likörü gelir.
annesinin de küçüklükten beri kanyak ve şarap delisi olduğunu yeni öğrenir. babanın zaten kadehleri kaldırıp kaldırıp, "oooooohhhhhh"layarak indirmesinden de karşı masanın, ailedeki alkol problemine dikkat kesilmemesi imkansızdır.
likörle biten eğlencenin, başındaki asma yaprağına sarılı levrek enfestir.

izdivaç

gayesi, evleneceği hanımla bal kaymak sürdüğü ekmeğini yarıyarıya bölüşmek olan 70lik emin dedenin canlı yayındaki isyanı:
"buraya evlenmeye gelmiş, kulağında 1m kıl var! aynaya bakar insan..."
neyse ki bugun 45lik hanım talibi çıktı. hanım romantik misin diyor. o da "severim, sen ne seversen onu severim" diye sayıklıyor. ılıman dede.
sabah arıyosun, ekipler seni apar topar alıp studyoya götürüyor. bu düşünce beni rahatlatıyor.

ek: of wipe out izledim pazar akşamı. kamyon şöförü çıktı. asuman sordu, otostopçu hiç aldınız mı?, adam dedi yok biz almıyoruz, hastalık bulaştırıyorlar.

back to basics


even dick(s) can love.
cute ;P

bu ayın perişanına


mezarıma anam gelmesin!

takmış takıştırmış, özenmiş bezenmiş. kafada soru işaretleri. evine dön kafan daha çok karışmadan.
süslenme

Moustache /2003 / jeff koons

02 Kasım 2009 Pazartesi

(mal)varlığım tüm diğer cansız varlıklara kurban olsun

alışveriş yapıyorum öyleyse varım!