filmlerle yaşıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filmlerle yaşıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2010 Salı

her film bir gün "türk" olacaktır - kırık kucaklaşmalar


spoiler vermicem söz.


"oooov tam türk filmi" diye dalga geçtiğimiz filmler vardır ya ama bir şekilde öyle değillerdir, türklük malum ince bir çizgi...


* neyse los abrazos rotos bildiğin türk filmi. bi kere iki replikten biri "sana bir şey itiraf etmem lazım" - aman allahım yaklaşık 76 kere aynı kadın herkese bişi itiraf etti. yuh dedim. telefonda, barda, arabada, kahvaltıda, evde 5 arabada 15 itiraflar etti (evet sırf bu cümle için kastırdım)
* bir de uzun aradan sonra, kafayı vurup kör olan adam konseptine yine bu filmde rastlıyoruz- spoiler olmasın diye burda küçük bi yalan attım. ama adam kör zaten, filmin başından beri. korkmayın.
* zalim peder de var... - yalnız o zalimlik biraz meçhul bana iyi adammış gibi geldi, hikayeyi bi de onun ağzından dinlemek lazım.
* gay bi oğlan var o türk filminde bu olmaz ama biraaz yarım akıllı, hah bu olur.
* o çılgın sevişme sahnesi de olmasa, bas türkçe dublajı akşam show tv de yayınla.

ben yaşlarımı tutamadım walla - yalan walla bu filmde ağlamadım. yemek yerken ağlamıyorum. filmi ikiye böldüm bi öğle yemeği bi de akşam yemeği esnasında izledim. yeni taktiğim

asıl mevzuya gelirsek, diego bildiğin taş, ray x i de beğendim. zalim ernesto da yaşının insanı, cildi kaymak gibi.... penelope cruz da herzaman ki enfesliğinde, memeler fora. itirafçı kadını pek tutmadım. Lluís Homar bill murray'in yakışıklı olanı. beğendim.

gençler ben bu filmden bunları anladım. evet, kar başladığından beri kendimi filmlere verdim, neler neler izledim hepsini bildirmeye devam edicem. gecelerin sargıcısına rakibim.

23 Ocak 2010 Cumartesi

kim verdi lan bu filmi bana



ekleme: bu film berbat, zaten postere de forbidden. aman değiştirmekle uğraşamıcam.

bu filmi ben hür irademle indirmemişim,
ağlatılıyorum
a serious man'in üzerine de hiç olmadı
zaten
neyse "adam" şahane bir insanken, filmin başrolündeki kız sucks. umarım tekrar yeni bir filmde oynamaz.
keşke bir takım oylamalar olsa da bazı san'atçıları eleyebilsek bu camidan
bu kadından ne köy ölür ne de kasaba.

filmin çekimi de bi garip, ya da benim gözler buğulandı ağlamaktan, renkler posteri kadar soluk (görüntü yönetmenliğinden anlamayan izleyici eleştirisi), ya da bende katarakt başladı a dostlar.

22 Ocak 2010 Cuma

touch has a memory

















"i love you, mr. keats..."


















"he has gone to london with no coat..."


















"fanny wants a knife to kill herself..."
















(to a yellow leaf)

"don't come back... there's no autumn around here..."



















''Bright star,
Would I were steadfast as thou art
Not in I one splendor hung a loft the night
And watching, with eternal lids apart
Like nature's patient, sleepless Eremite
The moving waters at their priest like task
Of pure ablution round earth's human shores
Or gazing on the new soft fallen masque
Of snow upon the mountains and the moors
No, yet still steadfast, still unchangeable
PiIIow'd upon my fair Love’s ripening breast
To feel for ever its soft swell and fall
Awake for ever in a sweet unrest
Still, still to hear her tender-taken breath
And so Live ever, or else swoon to death''

14 Ocak 2010 Perşembe

steve mcqueen


aLLaltan bir fetişi geride bırakalı yıllar oldu.
ancak şu resim sonrasında dirrek geri dönebilirim ona.

10 Ocak 2010 Pazar

konudan konuya uzun atlama rekoru



ev kızı olma hayallerimin aslında pek de işe yaramayacağını an education izleyip öğrendim (filmleri gerçek birer önerme zanneden gerizekalı)
oxford'a giremeyeceğim de aşikar,
başka da nereye girerim bilemedim.
kollarımı çizicem şimdi
neyse 3-5 dövmem olsun da bari, hayat lisesinde iyi zamanlarım geçti derim ele güne.

eklemeler:
bir de bunun türk versiyonu var LİSELİ KIZLAR

şöyle bir takım manşetlerle açılır:







mottosu da "ben uçurtma gibi bdöne kıvrıla bi hayat yaşamaktan zevk duyuyorum"